22 Mayıs 2012 Salı

SEYAHAT @ Bir Tayland Hikayesi - 3


Geldik Tayland seyahatinin 3. ve son bölümüne..
Phuket’teki günlerimiz malesef bittiğinde sırada 2 günlük Bangkok seyahati vardı. Phuket sonrası Bangkok, Çeşme sonrası İstanbul gibi bir şey oldu, resmen bir keşmekeşin içine girdik. Bangkok’a gittiğimiz gün hemen otelde üzerimizi değiştirip kendimizi sokağa attık ama resmen büyük bir hayal kırıklığı yaşadık, yürüdüğümüz caddeler, sokaklar aşırı pisti, ortalık çok kötü kokuyordu, deli gibi bir trafik vardı, bazı sokak satıcıları bile kirli havadan etkilenmemek için maske takmışlardı. Evet Phuket’in de çok temiz bir yer olduğunu söyleyemeyeceğim, özellikle rogar kapaklarının olduğu kısımlar çok kötü kokuyordu ama kesinlikle Bangkok daha pisti, hatta gayet büyük bir caddede kocaman bir fare bile gördüm Bangkok’ta.

Bangkok’ta yapılacaklar listesinin en başında Yüzen Çarşı’yı ve Wat Pho tapınağını gezmek vardı. Yüzen Çarşı şehir merkezinden yaklaşık 100 km uzaklıkta. Çarşıya vardığımızda gondolların istasyonu gibi bir yerden bir gondola bindik.


Gondolumuzun ucundaki minnoş kalbe dikkat:)

5-10 dk’lık bir gondol yolculuğu sonrası çarşının merkezine ulaştık. Burası gerçekten görülmesi gereken bir yer.


Nehrin üzerinde sağlı sollu gondollarda yerli halk binbirçeşit şey satıyor, hediyelik eşyalardan, tropik meyvelere çok geniş bir yelpazevar. Hatta bu gondollar üzerinde yine oraya ait yemekler yapılıp sıcak sıcak servis ediliyor. Ama, nehrin o pis suyunu gördükten sonra o tabakların yıkandığı bulaşık suyunun da çok uzaklardan gelmiş olamayacağını düşünerek orada yemek yemeyi aklımızdan bile geçirmedik.


Çok farklı çeşitteki tropik meyveler çooook lezzetliydi, ağzımın suyunun aktığını itiraf etmeliyim. Hatta Türkiye’de de bulabildiğimiz hindistan cevizleri buradakilerden çok çok farklıydı, Türkiye’de şimdiye kadarki tüm hindistan cevizi yeme denemelerim başarısızlıkla sonuçlanmıştı, çünkü burdakilerin beyaz etli kısmı çok lezzetli gelmiyor ve suyu da biraz acımsı gibi. Tayland’daki hindistan cevizleri ise ağzına kadar su ile dolu ve hem beyaz etli kısmı hem desuyu tatlı ve lezzetli, giderseniz yemeden dönmemeniz şiddetle tavsiye edilir.




Bir sonraki durak yatan Buddha heykelinin içinde bulunduğu ünlü Wat Pho Tapınağı.


Yatan Buddha

Gitmeyi düşünürseniz içeri girerken nasıl bizde camilere girerken bayanların başının örtülmesi gerekiyorsa onların da inançları gereği omuzlarınızın kapalı olmasının beklendiğini aklınızın bir kıyısına not edin.


Tapınakta en çok dikkatimi çeken nokta; rehberle konuşmamız sırasında öğrendiğim üzere Buddha aslında erkek olmasına rağmen heykelleri bayan figürüne benzetilerek yapılıyormuş, nedeni de bayan vücudu daha güzel göründüğünden Buddha’yı en güzel şekilde göstermenin yolunun bu olduğu düşüncesiymiş, gerçekten ilginç..


 
Diğer ilgimi çeken noktalarsa bu topraklarda çok yaygın olarak yapılan masajın ve Thai boksunun aslında inanışlarının içerisinde varolduğunu öğrenmekti.  
Tapınağın duvarlarında masajın vücudun hangi bölgelerine yapılması durumunda nelere iyi geleceği ve Thai boksunun detayları yıllar öncesinden resmedilmiş.
Veeee gelelim Bangkok’ta alışverişe.. Tayland’a gitmeden önce yaptığım araştırmalar sonucu gezilmeden, bir iki bir şey almadan dönülmeyecek bazı alışveriş merkezleri vardı, bunlardan ilk durağımız Pantip Plaza oldu. Burası tam bir elektronik cenneti, elektronik anlamında yok yok ama dikkat edilmesi gereken bir nokta var ki ürünlerin bazıları sahte. Genelde sorunca açık açık orjinalmi sahtemi olduğunu söylüyorlar ama eğer ikisi arasındaki farkı anlayacak bilgiye sahip değilseniz buradan alışveriş yapmak biraz riskli olabilir. Atlanılmaması gereken diğer bir nokta ise alışveriş yaparken kesinlikle pazarlık yapın, fiyatlar çok oynuyor.


Elektroniklerle ilgili işimiz bittikten sonra sıra geldi MBK’ya. Burası alışıla gelmiş alışveriş merkezlerinden çok farklı, daha çok devasal bir pasaj gibi. Hediyelik eşyalardan kıyafete, ayakkabılara, elektroniğe birçok şeyi birarada bulmak mümkün ve alışveriş merkezleri içerisinde en uygun olanı. Özellikle ayakkabılar çok ucuz, birkaç tane almadan döneni dövüyorlarmış:) Buradaki kilitnokta da ne alırsan al pazarlık yap. Tayland seyahati boyunce en zorlandığım şey de bu pazarlık olayıydı, normalde pazarlık yapmayı hiç bilmeyen ben ve hatta M, bu kısımda çok zorlandık. Gitmeden önce yaptığım araştırmalardan ve oradaki insanlardan aldığımız bilgiler doğrultusunda öğrenmiş olduğumuz bir şey vardı, o da pazarlık yapmazsan kazıklanırsın. Çünkü, Tay esnaf genelde birşeyin fiyatını sorduğunuzda satmayı düşündükleri fiyatın 2 katını söylüyor ve pazarlıkla yarı fiyatına alabiliyorsunuz.


 Eğer ben bildiğim tarzda, bildiğim markaların olduğu bir alışveriş merkezine gitmek istiyorum diyorsanız Siam Center ve Siam Paragon tam sizlik. Siamlar hemen MBK’nın karşısında yer alıyor. Burası sanırım Tayland sınırları içerisinde pazarlık yapılmayan nadir yerlerden biri, fiyatlar da MBK’ya göre daha yüksek kalıyor. MBK’ya ve Siam’a gitmek için biz sky walk’u kullandık. Daha önce de bahsettiğim gibi Bangkok’ta trafik feci, hatta İstanbul’dan çok daha kötü ve hatta gecenin 12’sinde bile. Hal böyle olunca adamlar yolları geniş, kaldırımları küçücük yapmışlar, böyle olunca da bu sefer yaya trafiği olmasın diye kara yolunun üzerine bir de yaya yolu yapmışlar yani yol boyunca, yola paralel uzanan bir üst geçit gibi düşünebilirsiniz ve tıpki metrolardaki gibi duraklar var, bu duraklardan aşağıya caddeye iniliyor. MBK’ya sky walk üzerinden National Stadium durağından, Siam Center’a ise Siam durağından ulaşılabiliyor.


Bangkok’ta gençlerin birçoğunun bir tarzı var, giyim tarzlarını pek beğendim. Henüz bizde demonte yakalar pek kullanılmıyorken oradaki gençler kullanmaya başlamıştı bile, görünce gözlerim parladı, oh şalala.. Dikkatimi çeken diğer bir nokta ise renkleri karıştırmaktan hiç korkmuyorlar ve ortaya seyirlik güzel görüntüler çıkıyor.

                                                                                                                               Ref: Garbagelapsap, Facehunter


                                                                             Ref: Facehunter, Rosefashionnews
                                                                                    
Oralara kadar gitmişken bloğum için bir şeyler almadan dönmek olmazdı, ben de gerekeni yaptım ve az da olsa bir şeyler getirdim. Nelermiş onlar diye merak ediyorsanız hemen “Dükkan” sekmesine (http://gigi-armario.blogspot.com/search/label/dukkan) girip “Thailand” pulunun bulunduğu giysilere göz atıyorsunuz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder